BAŞKANIMIZIN ANADOLU BASINININ ÇINARLARINA ÖDÜL TÖRENİNDE YAPTIĞI KONUŞMA:

Genel Başkan
İç Anadolu Gazeteciler Federasyonu
Hepinizin bildiği üzere, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün bizlere miras bıraktığı bu güzel Cumhuriyetin son yarım asırlık yolculuğunda Anadolu basını gerçekten türlü meşakkatlerden ve zorlu süreçlerden geçti. O uzun ve dikenli yolların kahramanları da çoğunlukla bizim 68 ya da 78 kuşakları oluşturdu.
Madem sözümüzü gazetecilik mesleğine gönül veren 68-78 kuşağından yani bizim kuşağımızın yaşadığı yıllardan açtık; o halde gelin, şöyle bir hafızalarımızı yoklayıp o zorluklar ve imkansızlıklar içinde verdiğimiz mücadeleyi bir kez daha hatırlayalım.
Bizim gazeteciliğe adım attığımız 1970'li yıllar, özellikle basın teknolojisi ve iletişim açısından tam bir çile ve sabır dönemiydi. O günlerde ciğerlerimiz matbaanın kurşun kokularını teneffüs eder, gazetelerimizin her bir satırı, hurufat, kurşun dizgi ve alınteriyle hazırlanırdı.
O günlerde ne internetimiz vardı, ne cep telefonlarımız. Ne de elimizin altında bugünkü gibi dijital kameralar. Fotoğraf çekmek bile başlı başına bir marifetti. Eğer, fotoğraf makinanızın diyaframını, enstandenesini ve telemetresini ustalıkla ayarlayabilirseniz şanslıydınız. Yoksa o görüntü sonsuza karışır, bir daha geri gelmezdi.
Eğer gazete ve ajans muhabiri iseniz renkli film kasetlerini otobüslerle gazetenizin haber merkezlerine yetiştirmek, haberi manuel telefonun başında saatlerce bekleyerek ve sonrasında nefes tüketerek geçmek... Yerel gazetenin fotoğraflarını da klişe yaptırarak günler sonra kullanmak, gazetenize kalifiye eleman bulmak, ya da muhabir yetiştirmek öyle kolayına işler değildi.
Basın ve ifade özgürlüğünün önünde duran nice engelleri aşmak, ara rejim dönemlerinde her türlü baskılara boyun eğmeden bu mesleği onurla sürdürebilmek her yüreğin taşıyabileceği yük değildi.
Anadolu'da yerel gazeteciliğin her türlü ekonomik, teknolojik ve özgürlük sorunlarına karşı direnerek Anadolu'nun dört bir yanında yıllara meydan okuyarak dimdik ayakta kalabilen mesleğimizin duayenlerine sahip çıkmak ve onları bir kez daha kucaklamak bizler için bir vefa borcuydu.
Bugün, İç Anadolu Gazeteciler Federasyonu yönetimi olarak, vefa borcumuzu ödeyebilmenin haklı gururunu yaşıyoruz. Anadolu basınımızın ustalarına sağlık ve huzur dolu uzun ömürler diliyoruz.
Sevgili meslektaşlarım,
İzin verirseniz, içimde saklı bir duyguyu sizlerle paylaşmak isterim: Ben, 12 Eylül döneminde Yozgat'ta görev yapan ceberrut bir Valinin zulmüne 36 ay direnmiş, cezaevi kapısından dönmüş, o yıllarda yıpratılmış ve yorulmuş bir gazeteciydim. Ama her şeye rağmen yılmamıştım. Gazeteciliği çok seviyor ve çok çalışıyordum. Ve sonraki yıllarda saygın medya kuruluşlarından yılın gazetecisi ve basın başarı ödülleri yağmur gibi peş peşe gelmeye başlamıştı.
Ve işte bugün, 35 yıl sonra, yine bu çatı altında, Anadolu'nun çilekeş çınarlarının ödüllendirilmesine vesile olmaktan duyduğum mutluluğu, kelimelerle anlatmam mümkün değil. Aynı mutluluğu ve aynı gururu bir kez daha yaşadığımı itiraf etmeliyim.
Değerli meslektaşlarım,
Şimdi de yerel medyamızın daha doğrusu Türk medyasının bugünkü durumuna da kısaca değindikten sonra sözlerime son vereceğim. Hepinizin bildiği gibi, günümüzde gerek dijital medya ve gerekse iletişim olanakları baş döndürücü hızla gelişiyor. Bugünün medyası teknolojik ve iletişim aparatları yönünden oldukça şanslıdır. Ancak günümüz medyasının özellikle basın özgürlüğü açısından aynı iyimserliği paylaşmamız mümkün değil.
Günümüzde artık Anayasal bir hak olan basın özgürlüğü neredeyse yok sayılmakta. Ev baskınları sonucunda gözaltına alınan gazetecilere yönelik tutuklamalar, karalama kampanyaları ve fiziksel saldırılar tüm meslektaşlarımızı endişeye sevketmekte. Bu nedenle vatandaşlarımızın habere erişimi de engellenmektedir.
Sözlerime burada son verirken bu ödül töreni programımızı sunma görevini severek üstlenen gönlümüzü şenlendiren, törenimizi renklendiren Türk basınının değerli gazetecilerinden sevgili meslektaşımız Erhan Karadağ ile bize içtenlikle ev sahipliği yapan kıymetli başkan Sn. Nazmi Bilgin üstadımıza, Gazeteciler Cemiyetinin değerli yöneticilerinden Sn. Ayhan Aydemir'e, Sn. Ali Oruc'a, Sn. Zeynep Gürcanlı'ya ve Sn. Doğan Bulgun ile bu birliktelik organizasyonumuzda emeklerini esirgemeyen Gazeteciler Cemiyeti personeline teşekkürlerimizi sunmayı bir borç biliyorum.
Ve beni sabırla dinlediğiniz için hepinize teşekkür ediyorum.
Bu bağlantı sizi https://www.igf.org.tr dışındaki bir siteye yönlendiriyor.